Misafir
4,5832
3,8826
107.717
159,5071
ÜYE GİRİŞİ

Bu kente değer katan bir aşık!

Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak çıktığı zorlu yolda, yaşamına başarıları, dostlukları, iyi insanları ve bir de çok sevdiği Manisa’yı sığdıran  İl Planlama Müdürü Erşen Akar, bir kenti güzelleştirmenin hiç de zor olmadığını anlattı uzun uzun. 

Bu kente değer katan bir aşık!

Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak çıktığı zorlu yolda, yaşamına başarıları, dostlukları, iyi insanları ve bir de çok sevdiği Manisa’yı sığdıran  İl Planlama Müdürü Erşen Akar, bir kenti güzelleştirmenin hiç de zor olmadığını anlattı uzun uzun. 
HÜLYA KILINÇ 
Manisa Valiliği’nde uzun yıllar İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü olarak görev yapan Erşen Akar önümüzdeki hafta emekli olacak, ve yine çok sevdiği Manisa’da yaşamaya, bu kente değer katmaya devam edecek. 
Çiftçi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen Akar, sadece çalışkanlığıyla değil, kişiliğiyle, dostluğuyla, hoşgörüsüyle bu kentin kimliğini de anlamlandırmaya devam edecek. 
43 yıllık memuriyetinde 23 vali ve 77 vali yardımcısıyla birlikte çalışan, bu arada yaşamına 4 şiir kitabı sığdıran Akar’la yaptığımız söyleşide, çalışma hayatını, özel yaşamını, Manisa’ya nasıl bir derin aşkla bağlandığını ve geleceğe dair planlarını konuştuk:  
Uzun yıllardır Kentimizdesiniz ve güzel çalışmalara imza attınız. Yılın ilk haftası emekli oluyorsunuz. Bu kentte yaşayan birçok insan gibi ben de sizi merak ediyorum. Önce nerede doğduğunuz ve eğitim yıllarınızı anlatabilir misiniz okuyucularımız için? 
İzmir’in Kemalpaşa İlçesi’ne bağlı Armutlu Kasabası’nda dünyaya geldim. 1952 5 Ocak doğumlu ailenin 3 çocuğundan en büyüğü. Babam toprak insanı. 40 yaşından sonra İzmir’e taşınarak sanayi işçiliği yaptı. 60 yaşında hayata veda etti.  Annem yine çalışkan dayanıklı bir köy kadını 87 yaşında. İlk torundum çok ciddi sevgi artıları getirdi. Sevgiyi doyarak büyüdük. Ailemin ilk okuyan kişisi benim. İlk yatılı okuyan. Ailemizde okuyan büyüklerimiz vardı. O küçük yaşımda şunu çözmüştüm. Okumazsam köylü ailesi olarak o tarım işlerinde çalışacaktım. Okumanın çok ciddi bir sevgi artısı olduğunu artısı olduğunu anladım. Sizi değerli bulduklarını keşfetmiştim. O yaşta çocuklar sevgi avcısıdır. Büyüklerin taktirini kazanmak için  her türlü  şeyi yaparlar. Bunun en hızlı ve kolay yolu da eğitim. Okununca kayrılıyorsunuz. Bol istirahat, bol yemek, birtakım işlerden  okuyor dokunmayın sessiz olun.  Böyle başladı hikaye. Hayatın doğal akışı içinde okumanın erdemini keşfettik. Hem dünyanın şifreleri veriliyor size anlıyorsunuz birtakım şeyleri. Önce Armutlu İlkokulunda sonra Kemalpaşa ortaokulunda okuduk ve o zamanlar şapkalı yıllar. Kamyon kasalarında, sefer taslarıyla. Gaz lambası çağı elektrik yok, su da yoktu taşıma su. O rahnelerde gaz lambalarıyla ders çalışılan yıllar. Yani bana yüzyıllar önce gibi geliyor. Değişim o kadar hızlı ki. Bakıyorum çocukların elinde laptoplar. 
Sonra ortaokulda sınava girdik birkaç okulu kazandık. Hava lisesini kazandık. Pilot olmak o yıllarda çok popüler bir köy çocuğunun hayalini süsleyen bir şey. Hava lisesine gittim.Yıl 1966-1967  yılları. 25 kişilik sınıflarda çok iyi bir eğitim aldık. Lisedeyken o yıllarda TRT’de bilgi yarışmaları vardı. Televizyon vardı ama herkeste yoktu o yıllarda. Radyo programının yaptığı yarışmaya katıldık biz bilgi yarışmasında Ege birincisi olduk. İzmir Askeri Hava Lisesi olarak. O hayatımızda dönüm  noktalarından biri kendimize güvenin zirve yaptığı yıllar. Artık bizden her şey olur gibi. Her çocuk için bir eşik vardır. O eşiği atladı mı o çocuk hayatın rüzgarına karşı daha dik durur. Hayallerine kısmen daha çabuk erişir. Hava lisesinden sonra İstanbul Hava Harp Okulu’na gittik. 1971 yılında  Türkiye’nin o sıkıntılı yıllarında ikinci sınıfın sonunda ayırdılar oradan. Bir süre sonra sınavlara çalışarak 1974 yılında Siyasal Bilgilere girdik. Siyasal Bilgilerde siyaset ve idari bölümünü seçtik. Hem çalışır hem okuruz dedik. O yıllar vurdu kırdı yılları. Benim öğrencilik yaptığım 1978’li yıllar. Hem de ekonomimiz zayıf çalışmak zorundayım.  Bu sefer başka hülyaların peşine takıldık. Liseden sonra pilot olacak hayali tuzla buz olduysa, kaymakam olacağız diye siyasala geçmiştik zaten. Bu arada okulun üçüncü sınıfında evlendim. Çocukluk  aşkımla evlendim. Bu yıl onun da 40. Yılını kutluyoruz memuriyette 43, evlilikte 40. yılımız. Siyasalı bitirdikten sonra  kaymakamlık sınavını kazanarak Manisa kaymakam adayı olduk. O yıllarda adı maiyet memuru. Valinin yanında stajını yapan kişi demek.  Bazı ilçelerde kaymakam vekilliği yaptık. Burada verimli doyumlu görev sürecinden sonra Urfa’ya gönderildik kaymakamlık stajı için. Urfa’dan sonra Kütahya planlama müdürlüğüne uygun gördü devletimiz. Kaymakam olamadık. Kütahya’da çok verimli bir 10 yıl yaşadım. İyi valilerle. Kütahya çok devlete saygılı, memur kıymeti bilen, hizmete açık bir coğrafyaydı o yıllarda.  İki çocuğum orada doğru. Unutmayayım kaymakamlık stajımı burada  yaparken Saruhanlı kaymakam vekiliyken ilk çocuğum Saruhanlı’da doğdu. O da güzel bir anıdır. Çok verimli, çok saygın, inanılmaz mutluluklar içinde 11 yıl çalıştım. Urfa’da da öyle. Şansıma çok güzel şehirlerde çalıştım.  Bu arada Türkiye  Ortadoğu Kamu İdaresi’nde 90-91 yıllarında Yüksek Lisansımı yaptım. O hayatımın en güzel bir yılıydı. Ertesi yıl tez yılıydı Kütahya İmalat Sanayi diye de bir tezim var. 9 ay boyunca  aktif öğretimle tatmin edici  4 yıla bedel üniversiteler üstü bir eğitim yaptım. Kamu yönetimi uzmanı unvanı aldım. 
AMA MANİSA’DA MANİSA DİYORUM.
Ama Manisa’da Manisa diyorum. Kitaplar yazacak kadar. Tabi uzun kaldım. Hayatımın en olgun yılları Manisa’da geçti. Burada başladım burada bitiriyorum. Manisa bütün eleştirilere rağmen kentler masumdur. Ne ceket giydirirseniz o olur. Çok seviyorum. Öğretmenini seven çocuk başarılı olur, yaşadığı kenti seven insan da mutlu olur. Bu şehre kızarak yaşayamazsın.  
‘23 VALİ 77 VALİ YARDIMCISIYLA ÇALIŞTIM’
Memuriyet hayatınız boyunca birçok bir çok vali ile çalışmış olmalısınız. Bu süreçte hangisi çalışmalarıyla kişiliğiyle sizin için farklıydı? 
1993 yılından bu güne  24 yıldır Manisa’da çalışıyorum. Kendimce işimi yaptığımı düşünüyorum. Artık emekli oluyorum. 23 valiyle 77 vali yardımcısıyla çalıştım. Hepsiyle abi kardeş gibi çalıştık. Hiçbiriyle sorun yaşamadım. Kafamda bir sıralama var ama sonuncusu bile birincidir. Valilere benim değerlendirme  yapmam şık değil. Ben penceremden valiliği bir  görüyorum. Ama hepsinden baba şefkati gördüm. Tabi işinizi  iyi yapmaya çabaladıkça bunun da bir sevgi karşılığı var. Bir takım üzüntülerim olduysa da hemen anlayıp telafi ettiler. Ben de onların bana kırıcı davranmaması için  iki kat çaba gösterdim. İşinizi iyi, düzgün yaptığınızda sorun olmuyor. Memuriyet hayatımda 5 yıllık çocuk askerlik dönemlerinin büyük yararı oldu. Kurallı yaşamanın, disiplinli olmanın, emri iyi algılamanın. Ve o çok süper lise  eğitiminin. Ki ben astroloji, felsefe, mantık okunan yılların son mezunlardanım. Çok başkaydı o yıllar eğitim. Bir dersten  kaldınız mı tekrar okuyordunuz. Şimdi farklı sistem. Ama ben o dönemin o sisteminden iyi yararlandım. Çok zeki akıllı olmanız  gerekmiyor. Orta akıl ve orta zeka seviyesinde çok çalışkan olacaksınız. Hedef koyacaksınız. Ben şunu başaracağım dediğinizde başarmamanız için hiçbir neden yoktur. İşim çok rahat akşama kadar oturuyorum dediğinizde ebedi oturuyorsunuz öyle. 
‘23 VALİDEN OKULLAR KADAR ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM’ 
Çalışkanlığın bilgili olmanın, problemi bilgiyle çözmenin, bilgi edinmek için bitmeyen çaba göstermenin 23 valimden okullar kadar çok şeyler  öğrendim adeta okul gibi. Bitse de gitsek, dolsa da emekli olsak derseniz ne başarılı olursunuz ne de saygı sevgi görürsünüz. Buradan eve, evden buraya taşıyorsunuz. Mutlu olmak için işinde de mutlu olmalı insan. Kahırla nefretle 20 yıl 30 yıl çalışılmaz. İşine değer katacaksın. Hayat bir gözlükle mücadele ama bir gözlükle de oyun. Bir bakmışsın bitmiş benimki gibi. 
Peki çocuklarınızı nasıl yetiştirdiniz? Evde nasılsınız? 
Neşeli bir babayla biraz daha muhafazakar bir annem vardı. İlk çocuktum ve disiplinli  yetiştik. Onun sıkıntılarını bildiğim için okumuş yazmış bir baba olarak daha demokrat çocuklar yetiştirdim. Özgürlükçü, kendi hatasını yaparak öğrensin dayatmayalım dedik. Ahlaklı, değerleri olan birçok güzel  özellikleri olan çocuklar yetiştirdiğimize inanıyorum. Topluma 43 yıl çalıştım. Topluma iyi, ahlaklı 3 tane çocuk da hediyem oldu. 
Eşinizin çocukluk aşkınız olduğunu söylediniz. Bu aşk evliliğe nasıl ulaştı? 
Eşim çocukluk aşkımla aynı ortaokuldaydık. Yakın kasabalardaydık. Ben okulu  bitirirken o başlamıştı. Komşumuzun kızının çok yakın arkadaşıydı. Zaman zaman onu ziyarete gelirdi. Ben bu kızla evleneceğim demiştim. O öğretmen  okuluna ben hava lisesine gittim. Arada bir kesinti oldu. Sonra tekrar bir araya geldik. Siyasala başladığım yıllarda o Buca Eğitim Enstitüsü’ne başlayacaktı. Beraber sınavlara çalıştık. Başıma gelenlerin onda yarattığı merak ve  hayranlık diyeyim. Çünkü o yıllarda kendinizi kurtarmanın yanı sıra ülkeniz için de yapma yıllarıydı. Ülke sevgisini uç noktalara  taşımak gibi. Biz de payımızı aldık.  Siyasal  3. Sınıftayken evlendik. O da öğrenciydi. Ben bir yandan da çalışıyordum. Sevginin gücü her şeye yetiyor. Samanlığı seyran ettik. Bugün kimseye  tavsiye etmiyorum. Bu çağda olmaz. Biz bugün bunu başaramazdık. Hem çalışıp, hem sevgi bağlarıyla ailemizi ayakta tutamazdık. Öyle anlayışlı  kız çocukları, öyle gayretli erkek çocukları bulmak lazım. Bunun acıları vardı tabi ki. Biz bu yola çıktık dönmeyeceğiz gibi bir kararlılıkla yürüdük. Eşim 28 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra emekli oldu. 
Emekli olurken birçok insan işiyle bütünleştiği için emekli olmak zor oluyor. Veya emeklilikten sonraki süreçte bazı bunalımlar yaşanabiliyor. Böyle bir korkunuz var mı?
Bu iş benim seçtiğim istediğim düşündüğüm bir iş değildi. Ben kaymakam olacaktım. Pollyanna  bakışıyla baktım. Ben bu deveyi güdeceğim dedim. 30 yaşın üzerinde olduğum için kamuda başka mesleklere geçiş yapamazdım. Başka şansım var mı? önümde böyle  bir gerçeklik vardı. Başlangıçta bayıla bayıla yaptığım bir iş değildi. Yani kişiliğimi kimliğimi  bu işle var etmedim. Çok erken kendi değerimi, eksikliklerimi artılarımı terazide tartmıştım. Yüzleşme diyelim. Ondan sonra iş aleminde çok güzel dostluklarım var. Evliliğim eşim, çocuklarıma koşarak gidiyordum. Hobilerim vardı okumak yazmak gibi. Çok uzun okumalardan yazmak gelişti. ‘Hamdım, yandım, piştim’i yok bu işin sürekli pişiyorsunuz ölünceye kadar. Yazdıklarım kabul gördü. Baktım  bu kalem işlerinin işime yararı da var. Beni seçkin bir konuma getiriyor. Toplum konuşma ve yazma konularında ciddi sıkıntıları olan bir toplum. Genelleme yapıyorum. Bir de 60 kilo güreşçisinin 55 kiloda, 45 kiloda güreşmesi gibi buraya  geldim çok başarılıyım ama benim sikletim bu değil ki. Benim bu yaptığımı çok meraklı bir ticaret lisesi mezunu yapar gibi  bir düşüncem de vardı beynimde. Mesleki unvanınızla kimliğinizi  tanımlamayacaksınız ‘Planlama Müdürü Erşen Akar’ valilikte memurum dedim.  Soranlara, ‘niye merak ediyorsun işimi, teknik bir iş anlamazsın’ dedim çoğu defalar. Buradan gitmekle  bir şey kaybetmeyeceğim. Alışkanlıklarım var. Arkadaşlarım var bazılarını çok özel  seviyorum kalbimde götürüyorum. Ama burası bana onların dışında. 
13’ü Manisa olmak üzere 23 valiyle çalıştınız. Valiler atandıkları illerde çok uzun yıllar kalamadıkları için kentin sorunlarını tam anlamaya ve çözmeye çalışırken başka bir ile veya merkeze atanıyorlar. Siz hep buradaydınız ve Manisa’yı çok iyi tanıdığınız gibi her valinin hayata geçirmeyi düşünüp de geçirilemeyen projeleri bile biliyorsunuz. Manisa için bundan sonra yararlı olabilecek projelerin içinde yer almayı düşünüyor musunuz emekliliğinizde de?    
Bana ihtiyaç olduğunda gece gündüz, gelemesem bile elektronik iletişim araçlarıyla bana ulaşabilirler. ‘Bütün katkımı koyar, yapacağınız iyi işlerin parçası olurum’diyorum. Bunu  herkese söylüyorum Manisa’da güzel bir iş yapılacaksa katkı sunarım. Bilginin merkezinde valiler. Benzer hiçbir kuruluşa bu şekilde veri yağmıyor. Hiçbir kurumda sektörler ve coğrafya ağında veri akışı yok. Tarım il genelinde, ama  tarım sektöründe. Emniyet il genelinde, ama güvenlik sektöründe. Tüm sektörlerde ve il genelinde temel koordinatör vali var. Onun karargahında da bizler varız. Gelen veri akışından bizler de nasibini alıyoruz. Kafamız hayatın her alanına ilişkin çalışıyor işimiz gereği. Kalan zamanımı statüler kazanayım, paralar kazanayım, o makama, bu makama gideyim. Sıcak politikayla ilişkim olmaz. Ama işe yarıyorsa  bilgimiz hayırlı çabaların içinde olabilirim. 
Farklı görüş ve düşüncede olduğumuz insanlara karşı özellikle siyasi konularda tahammülsüzlükler yaşıyoruz toplum olarak. Siz insan ilişkilerinizde çok hoşgörülüsünüz. Bu toplumda hoşgörüyü nasıl sağlayabiliriz sizce?
Sizin gibi düşünmeyenler hayata nasıl bakıyor bu kişisel gelişim için korkunç önemli. . Hep sizin gibi düşünenlerle  aynı pencereden baktığınız anda, o eksikliği fark ettiğiniz anda  kendinizi yanlış yetiştiriyorsunuz. Gerçeğin bu kadarını görüyorum ve tamamını görüyorum gibi dehşetli bir yobazlık ve gericilik yoktur. Başka  insanlar nereden bakıyor hayata. Başkalarıyla  birlikte bak öteki pencereden. Ben uzun yıllar böyle yaşadım. Ki benim birçok dostum çok sayıyorum, çok sevgi duyuyorum. Manisa’da benim her görüşten dostlarım var. Hatta onların gönül listesindeyim. Onlar benim gönül listemdedir. Bu fevkalade güzel bir şey. Hem bizi demokrat yapıyor, hem bizi iyi vatandaş yapıyor. Hem dış alemde  olup bitene çocuk gibi şaşkın değil, daha bilge bakıyorsun. Ben bunun  çok yararını gördüm. 
Peki Manisa sevginiz, kenti sevmenizden mi içindeki insanları sevdiğiniz için mi kent daha güzel? 
Tarih boyutunda bakıyorum. Manisa çok eziyet görmüş bir şehir. Manisa bu  oranda bir göçü kimsenin burnu kanamadan içselleştirmiş, hazmetmiş. Asimile demiyorum. Bu şehir gelen kim varsa kucağını açmıştır. Muhacirler, Kafkasyalılar  gelmiştir, önemli sayıda Roman’ı vardır. Hiç çıt demeden yaşamıştır komşu komşuyla. Gündelik hayata önyargı olarak yansımamıştır. Manisa o yönüyle mübarek bir şehirdir. Yanmış, yıkılmışlıktan gelen bir sevgi ve acıma duygusu var. Bu birkaç kez olmuş. Kent filizlerinden yeniden doğmuş gibi. 2-3 bin yıllık tarihinde Manisa 6-7 kez  tarihi gerçeklik olarak silinmiş. Yeniden doğmuş. Persler gelmiş, Latinler gelmiş, Yunan gelmiş. Üç büyük deprem yaşadığını biliyoruz. Ama yaşam yeniden çiçeklenmiş. Son gelen  büyük göçte de kendi sentezini bulduğunu düşünüyorum. Manisa’yı sevmem çocukça  anlaşılamayan bir sevgi değil. Hala gelenekler önemli ölçüde devam ediyor. Arka sokaklarda hala yaşayan bir ruh var. 600 yıllık camiler ‘hala biz buradayız’ diyor. Onların kente verdiği estetik güzellik. Bazen yurtdışına gidip görenler ‘Tarihimizi mahvetmişiz’ diyor ama bu ağlamanın sonu yok. Bu şehirde hala var olanlara dört elle sarılalım. Mesela Surahan’ın 700. yılı geldi geçti. Ben beklerdim ki bu şehir gümbür gümbür sarsılsın. Amasya’ya Edirne’ye böyle fırsatlar geçse inlerdi. Saruhanoğlu Devleti’nin kuruluşunun 700. Yılı sessizce 2-3 sempozyumla geldi geçti. Bu fırsatların kaçırılmaması gerekiyor. Hepimizin bunu sahiplenmesi gerekiyor. Manisa üzerine döne döne düşünülecek bir şehir. 
Bir de Sayılarla Manisa kitapları hazırladınız. Biraz da bu kitaplara değinebilir misiniz?
Burada görev yaptığım sürece çok güzel çalışmalar yaptık. Sayılarla Manisa hazırladık. 1993’te başladık 23 yıldır bir veri seti oluştu. İleride araştırma yapmak isteyenler için inanılmaz zengin bir kaynak. Coğrafi alanda sektörel olarak her ihtiyacı karşılayacak bilgi mevcut. En gurur  duyduğum çalışma o. Bir de Manisa 95 İl yıllığı, Manisa 2000 İl yıllığı Manisa 2007 seti. Manisa Rehberi, Fotoğraflarla Manisa. Bunlar güzel çalışmalar. Bunlarda çok fedakarca katkılarım olmuştur. Alçakgönüllüyüm ama, geceler günler boyu da döktüğüm teri ortaya koyarım. Manisa’yı seviyorum derken Manisa’yı  ben hizmetle, eserle seviyorum. Öyle kuru kuru değil.  Ben burada gündüz işimi yaptım. Hafta sonu geceleri e çalışmanızı gerektiriyordu. Bir kitabın  grafik çalışması için 22 hafta sonu İzmir’e gittim. Vali emriyle falan değil, severek gittim. Yapılan iş çok güzeldi Manisa için. Çok ciddi bir boşluğu dolduruyordu. Kalkınma Ajansı kurulduğundan  bu yana her türlü desteği sunmaya çalıştım. Çünkü yararına inanıyordum bölgesel kalkınmanın. Çalışkan çeki uzmanlara her  türlü desteğe vermeye çalıştım birikim ve bilgimle. Onlarla bir öğrendim  tabi. Öğrenciydim patron değil.     
İşinizde bu kadar deneyime ulaşmışken emekli oluyorsunuz. Kente katkı sunma noktasında devam etme gibi bir durum olamaz mı?  
Vali beyin gözlüğü olarak ‘bak Manisa’ya bana getir’ Yığ ansiklopediyi valinin önüne ‘Efendim buyurun bunun içinde var’ bu şekilde  yardımcı olamazsınız. Manisa deyip yönetici özetleri var. Minik minik şeyler. O’nun aklı, gözü, dili olmak. Tabi her şey  öneri ve taslaktır. O akıl, göz, dil gerçek değil. Bu yapı altında hiyerarşik değil, fonksiyonel olarak çalışabilirdim diye  düşünüyorum. Tabi o valilerin talep ve takdiri ve mevzuatın da izin vermesi gerek. Bu istemekle olmuyor. Mevzuat ‘git evine’ diyor. Ama evime gitmeyeceğim. Kurumlarda sokaklarda toplantılarda  bulunup öğrenmeyi sürdüreceğiz.
Manisa’ya şiirler  yazacak kadar  çok seviyorsunuz bu kenti? Peki son olarak yazdığınız şiirlerden okuyabilir misiniz?   
SEVGİ 
Bir şehri sevince
Kedisi olunur 
Gecesi gündüzüne katık
Ölüsüyle ölünür. 
Bir şehri sevince 
Kederine su
Sevincine şarkı 
Çocuğuyla çocuk
Baharına çiçek
Olunur. 

Bugün şehrin için ne yaptın? 
Mahremine göz gezdirdim çocuklar gibi
Gülendam sözler üfledim lalezarına
Hayat emziren annemsin dedim
Servilerine kuş olduğum 
Gözlerine kaş olduğum
Manisa’m benim. 

    Yorum Yazın :Misafir

    Yorumda İsminizin Çıkması İçin Üye Girişi Yapmalısınız

    1 2 3 R 5 6 7 8 9 10
    21°
    Yarın:22°
    Açık
    Diğerleri Manisa Belediyesi Manisa Valiliği Celal Bayar Üniversitesi
    Diğerleri Basın İlan Kurumu Basın Yayın EGM Anadolu Ajansı
    Kurumlarımız Birey Dersanesi Özel Merkez ASML Manisa Manşet Gazetesi
    Künye Yayın İlkeleri Kullanıcı Sözleşmesi Reklam İletişim